MEME BÜYÜTME / Anasayfa

Meme Büyütme

Protezle meme büyütme operasyonu bugün plastik cerrahide en sık uygulanan operasyonlardan biridir.

Protezle meme büyütme operasyonu Protez kullanılarak meme büyütme operasyonu, iki ana gruptaki hastalarda uygulanır. 
- Doğuştan yeterli meme gelişimi olmayan veya asimetrik meme yapısına sahip olan hastalar 
- Gebelik / emzirme sonrası veya ciddi kilo kayıplarından sonra meme dokusunda kayıpları ve asimetrisi olan hastalar. 

Doğru hasta seçimi 

Yukarıda belirtilen iki gruptaki hastalardan ilk gruptakiler genellikle genç, çocuk sahibi olmamış hastalardır. Bu gruptaki hastaların meme büyüklükleri vücut yapıları ile oransal olarak küçüktür. Daha çok kıyafetle fark edilen bu durum hastaları destekli sutyen giymeye zorlar. Yine bu grup hastalarda meme büyüklük ve şeklinin asimetrik olması sıkça görülen bir durumdur. Bazı hastalarda meme büyüklüğündeki soruna ek olarak göğüs duvarında da hafif derecede deformite olabilir. Bu anlamda en sık görülen durum göğüs kafesinin öne doğru çıkıntısının artmış olması ve buna bağlı olarak meme uçlarının her iki tarafta daha dışa bakar durumda yerleşmeleridir. 

İkinci gruptaki hastalar yaşça daha büyük olup sıklıkla çocuk sahibi olan hastalardır. Çoğu, gebelik ve emzirme dönemlerinde meme büyüklüğünün ciddi oranda arttığını ifade eder. Gebelik öncesi meme büyüklüğünün yetersiz olduğu hastalar gebelik dönemindeki meme büyüklüğü ve şeklinden mutlu olmuşlardır. Ancak gebelik/emzirme dönemi sonlandıktan sonra memelerde sadece küçülme değil bir de gevşeklik ve sarkma eklenmiştir. Bu gruptaki hastalarda sıklıkla sadece protezle büyütme değil eş zamanlı meme dikleştirme operasyonu da gereklidir. 

Ameliyat Öncesi Değerlendirme 

Ameliyat öncesi değerlendirme de iki nokta özellikle önem taşır. Bu durum aslında her hastada aynı sonucun alınmamasının da nedenidir. Sıklıkla, meme büyütme hastaları bu operasyonu geçirmiş başka hastaları veya medyatik figürleri bilerek görüşmeye gelirler. Ancak cilt yapısı, göğüs kafesi genişliği, boy uzunluğu, meme uçlarının büyüklüğü ve yerleşimi ve belki de en önemlisi ameliyat öncesi meme dokusu kalınlığı ve yaygınlığı gibi farklılıklar her hastada aynı sonucun alınmasını imkânsız hale getirir. Bu noktalar ameliyat öncesi değerlendirmede dikkate alınarak her hasta için en doğru şeçimin ne olacağına karar verilir. 

Ameliyat öncesi değerlendirmede ayrıca aşağıdaki noktalar da hasta ile tartışılır. 

Hangi tip protez kullanılacaktır? 
Protez yerleşimi nereye olacaktır? 
Protez nereden yerleştirilecektir? 
Beraberinde meme dikleştirme gerekecek midir? 

Ameliyat öncesi görüşmede bunlara ek olarak, hastaların; 

-Herhangi bir ilaç kullanıp kullanmadığı, 
-Alerjilerinin olup olmadığı, 
-Daha önce herhangi bir nedenle meme biyopsisi yapılıp yapılmadığı, 
-Ailede meme kanseri olup olmadığı ve 
-Daha önceki mamogram sonuçları, 
Hasta ile konuşulup değerlendirilir. 

Meme kanseri riski



Bugüne kadar meme büyütme amacıyla kullanılan meme protezlerinin, meme kanseri riskini artırdığına dair hiç bir bilimsel veri bulunamamıştır. Bu noktada Meme protezlerinin kullanımı ile ilgili tek konu protezli memelerin mamografi ile değerlendirilmelerinin oluşturabileceği güçlüktür. Son yıllarda protezlerin daha çok kas altına yerleştirilmesi –diğer bir ifadeyle protezle meme dokusunun fiziksel temasının azaltılması mamografi değerlendirmesindeki bu güçlüğü azaltmıştır. 

Kilo verme ve Gebelik 

Meme protezleri, ister kas altına, ister kas üzerine yerleştirilmiş olsun, gebeliği veya süt vermeyi olumlu veya olumsuz etkilemez. Ancak gebelik de kilo kaybına yol açacak diyetler de memede kaçınılmaz olarak büyüklük ve şekil değişikliğine yol açacaktır. Meme dokusunun gland/yağ oranı (yani meme sut bezi/ yağ oranı)her hastada genetik olarak belirlenmiş olduğu için kilo değişikliklerinin –gebelik dönemi de dahil olmak üzere- meme büyüklüğü ve şekline yansıması tahmin edilebilecek bir konu değildir. Dolayısıyla hem kilo kaybetme programlarına başlayacak hastaların hem de çocuk sahibi olmayı planlayan hastaların kararlarını verirken bu durumun farkında olmaları gerekir. 

Operasyon 

Meme Protezi ile meme büyütme ameliyatı yaklaşık 2 saatlik bir operasyondur. Bu ameliyat genellikle genel anestezi altında yapılır. Hastalar ameliyat günü hastanede kalırlar ve ameliyattan sonraki gün, drenleri alınarak taburcu edilirler. Ameliyat sonrası özellikle protezlerin kas altına yerleştirildiği hastalarda 4-5 gün süre ile kol hareketleri sırasında ağrı oluşması beklenir. Bu sure içerisinde hastalara antibiyotik ve ağrı kesici reçetesi verilir. 

Operasyonla ilgili hastaların bilmesi gereken hususlar: 

Ne tür bir kesi yapılacağı, 
Protezin yerleşim yeri, 
Ne tür protez kullanılacağıdır. 

Kesi yeri 

Meme büyütme operasyonunda protezi yerleştirmek için kullanılan kesi noktaları; 
Meme uç bölgesi –Periareolar 
Meme alt çizgisi- Infra mammarian sulcus 
Koltuk altı bölgesi-Aksiller 
Meme ucu: 
Meme ucu ile ifade edilen meme başının etrafındaki kahverengi bölgenin dış sınırlarında yapılan yarım daire seklindeki bir kesidir. Bu kesi, kahverengi bölge ile normal cilt bölgesi sınırında yapıldığı için, yara izinin en az derecede fark edilebilir olma avantajı vardır. Biz bu kesi yerini özellikle ikinci gruptaki hastalarda kullanıyoruz. Bunun nedeni, bu hastalarda sık olarak dikleştirme ameliyatı da gerekli olduğu için meme başı bölgesi yukarı alınırken aynı bölgeyi protez yerleştirmek için de kullanıyor olmamızdır. Yine ikinci gruptaki hastalarda meme ucunun kahverengi bölgesi geçirilen gebelik sonrası düzensiazleşmiş, çapı büyümüş ve sıklıkla asimetrik bir görünüm kaznmıştır. Bu alanın daha düzenli bir daire şekline dönüştürülmesi ve arola-kahverengi meme ucu bölgesi-nin küçültülmesi zaten bu bölgede bir kesi yapmayı gerektirmektedir. 

Meme altı çizgisi: 

Sıklıkla birinci gruptaki hastalarda kullanılan bir kesi yeridir. Meme dikleştirme gereksinimi olmayan ve areola denilen meme uç bölgesinin daha önceki gebelikler veya kilo almalar sonrası değişime uğramadığı ikinci gruptaki hastalarda da tercihimiz bu bölgedir. Bu bölgenin iki avantajı vardır. İlki protezin yerleştirileceği bölgeye ulaşırken meme dokusu ile temasın minimal olması, bu kesinin meme anatomisi ve fizyolojisine hemen hiç zarar vermemesidir. İkincisi, kesi yeri, zaten anatomik olarak mevcut olan bir katlantı yerini kullanmaktadır. Protez yerleştirilmesi sonrası meme başı kesisi gibi, herhangi bir gerginliğe maruz kalmayacağı için yara izinin en az derecede oluşacağı kabul edilir. Birinci grup hastalarda, sıklıkla meme başı kahverengi bölgesi –areola- meme gelişimindeki yetersizlikle uyumlu olarak oldukça küçüktür. Bu grup hastalarda yapılacak yarım daire şeklindeki meme başı kesisi protezin yerleştirilmesini çok zor hale getirmektedir. Dolayısıyla, meme altı kesisi zaten zorunlu bir tercih olmaktadır. 

Koltuk altı kesisi: 

Memeye uzaklığı ve koltuk altındaki gizlenebilen yerleşimi nedeniyle cazip görünen bu bölge özel endoskopik enstrümanlar kullanmayı gerektirir. İki nedenle tercih ettiğimiz bir yöntem değildir. İlki, bu yöntemle yerleştirilecek protezlerin meme altına yerleştirildikten sonra serum ile şişirilebilir cinsten, yani - saline filled- olması gerekir. İkincisi ise, en tecrübeli ellerde dahi ameliyat sırasında veya sonrasında kanama riski diğer yöntemlere göre daha fazladır. Protezin yerleştirileceği cep çok küçük ve uzak bir alandan açıldığı için çoğunlukla doğru büyüklükte ve yerleşimde bir cep açılması çok zor olmaktadır. 

Meme büyütme ameliyatı, protez için, uygun bir cep hazırlama ameliyatıdır. Doğru boyutta ve yerleşimde bir cep hazırlanması kesi yerinin nerde olduğundan çok daha önemlidir. Uzun vadede, her kesi yerine ait yara izi, istisnalar dışında kabul edilebilir bir görünüm kazanmaktadır. 

Protez 

Meme büyütme ameliyatlarının ilk uygulamalarından bu yana geğirdiği en önemli değişim cerrahi olmaktan çok kullanılan protezlerle ilgilidir. Cerrahi prensipler, yani protez cebinin nerede eve nasıl açılacağı çok fazla değişmemiştir. Ancak vücutta daha az reaksiyon oluşturan, daha doğal bir meme görünümü ve hissi sağlayabilecek protez üretimi ile ilgili gelişmeler halen devam etmektedir. Protez üreticilerinin ürettikleri protezlerin piyasaya çıkmadan önce denetlenme ve test edilme sureci en ciddi şekilde Amerika Birleşik Devletlerinde uygulanmaktadır. Bu nedenle, biz, bugün Amerika'da FDA onayı almış ürünleri kullanıyoruz. Özellikle de birinci grup hastalarda tercihimiz en doğal meme görünümünü sağlayan silikon jel ile doldurulmuş damla şeklindeki protezlerdir. Protezlerin operasyonda kullanımından sonra hastalarımıza bu protezlere ait temel bilgileri içeren ve üretim numarasını taşıyan stickerları veriyoruz 

Protezin yerleşim yeri 

Özel durumlar dışında, her iki grup hastada protez yerleşimi konusundaki tercihimiz kas altıdır. Subpectoral olarak da bilinen bu yöntemde protezin ¾ lük üst kısmı göğüs ön duvarında bulunan pectoral kasın altında, alt ¼ lük kısmı ise meme dokusunun altındadır. Bu tercihin en onamlı nedeni protezin meme dokusu ile fiziksel temasının en AZ DERECEDE OLMASI VE PROTEZİN KAS TABAKASI ILE ÇEVRİLİ OLMASI NEDENİYLE dışardan fark edilmesinin önlenmesidir. Özellikle birinci grup hastalarda yapılan işlem sadece meme büyütme değil, aynı zamanda meme şekli oluşturmak olduğu için damla seklindeki protezlerin kas altındaki yerleştirilmesi memeye en doğal görünümünü vermektedir. Birinci gruptaki hastaların ameliyat öncesi meme dokuları çok az olduğu için protezi gizleme görevi kas dokusuna verilir. İkinci gruptaki hastalarda da meme dokusu çoğunlukla sarkmış olduğu için kas üstüne yerleştirilen protezin üst kısmının fark edilmesi oldukça sık karşılaşılan bir sorundur. Bu hastalarda da protez, kas altına yerleştirilerek üst kısımda yeterli örtü, kas dokusu ile sağlanır. 

Ameliyat sonrası 

Kas altına yerleştirilen protez ile meme büyütme ameliyatlarından sonraki erken dönemde, 4-5 gün süreyle kol hareketlerinin ağrılı olması beklenir. Bu sürenin sonunda hareketlerdeki kısıtlılık giderek azalır. Erken dönemde, kanama veya enfeksiyon gibi riskler çok az da olsa mümkündür. Hasta genellikle 5.günde görülerek destekleyici sutyen kullanımına başlanır. Sutyen kullanımı gerekliliği ve süresi her hastada farklıdır. Yaklaşık 1 ay süre ile sportif faaliyetlerin yapılmaması önerilir. Memenin şeklini alması da yaklaşık bu sürenin sonunda olur.